PostHeaderIcon Karadır Bu Bahtım Kara Türkü Hikayesi

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
1960’lı yıllardan itibaren ismi bağlama ile birlikte anılan, sadece geniş halk kesimlerinde değil, ciddi musiki çevrelerinde de taktir ve hayranlıkla dinlenen Neşet Ertaş’ı farklı bir bağlamda değerlendirmek gerekiyor. Çünkü o da aslında tam bir yöre sanatçısı, yani mahalli bir sanatçı olmasına rağmen yaygın şöhreti ve söylediği türkülerin popülaritesi ile ülke genelinde tanınan biri olarak diğerlerinden ayrılır.

İşte Neşet Ertaş Orta Anadolu bozkırlarının tam göbeğinde, “ay dost deyince yeri göğü inleten” gönül delisi bir babanın evladı olarak 1938’de Kırtıllar’da dünyaya gelir. Hiç çocuk sahibi olamadığı ilk karısı Hatice’yi genç yaşında kaybeden Muharrem Ertaş, ikinci evliliğini Kırtıllar köyünden Döne ile yapar ve bu evlilikten, Necati, Neşet, Ayşe, Nadiye ve muhterem adında beş çocuğu olur. Kırtıllar nüfusunun tamamı abdallardan ibaret olan bir aşiret köyüdür. Köyün çevrede “abdallar” adıyla anılması da bundan olsa gerek. Daha altı yedi yaşlarında iken, kendisini yöre düğünlerinin aranılan sanatçı babası Muharrem Ertaş’ın sazı önünde oynarken bulan Neşet Ertaş, hayatını, bir nevi hayat destanı diyebilceğimiz 1960’lı yıllarda yazdığı uzun bir şiirinde şöyle anlatır.
Karadır bu bahtım kara
Sözüm kar etmiyor yare
Yaktın yüreğimi nara(eyvah ey....)
Kendim ettim kendim buldum
Gül gibi sararıp soldum(Eyvah ey...)

Bilmez yar gönülden bilmez
Akar göz yaşlarım dinmez
Bir kere yüzüme gülmez(eyvah ey...)
Kendim ettim kendim buldum
Gül gibi sararıp soldum(eyvah,ey...)

Söylerim sözüm almıyor
O yar yüzüme gülmüyor
Garip gönlümü bilmiyor(Eyvah ey...)
Kendim ettim kendim buldum
Gül gibi sararıp soldum (eyvah ey...)



Tags: Türkü  Hikaye  Kara  Bahtım